Bu Blogda Ara

7 Eylül 2010 Salı

Latin is a dead tongue..

Latin is a dead tongue, as dead as dead can be,
First it killed the romans; now it's killing me.
All are dead who wrote it,
All are dead who spoke it,
All are dead who learned it.
Lucky dead-they've earned it.




Ölü bir dil olan Latince bugün konuşulan pek çok dilden daha canlı.. Ölü dili, iki insan arasında iletişimde kullanılmayan, iletişimi sağlamayan dil olarak düşünürsek, Latince ile iletişimin kişi ve bir alan arasında olduğunu söyleyebiliriz. Tıp ve hukuk alanında kullanılan terimlerle kendine yaşam alanı bulan Latince, Roma dönemi komedyalarının günümüze kalmasında etkin rol oynar. Bin yıllık Orta Çağ boyunca kiliselerde retorik eğitimlerinde kullanılan ve Latince'nin en seçkin örnekleri kabul edilen Plautus, Terentius komedyalarının bugün elimizde olmasının tek kaynağı, tiyatroyu yasaklayan kilisenin bu eğitime verdiği önem nedeniyle el yazmalarını kuşaktan kuşağa aktarması.. Mezarlardan seslenen ve koca bir kültürü capcanlı tutan bu dil için ölü demek ne kadar doğruysa, canlı demek de o kadar doğru kanımca..
Birkaç gün önce kitaplığımda "How do we learn Latin" kitabını bulup, Latince-Türkçe sözlüğü alıp kaldığım yerden çalışmaya başladığım an Latince'ye minnet borçlu olduğumu hissettim.. Galiba hepimiz ölü olan bir dilin yasını tutup ara sıra şükranla anmalı, yalnızca sayfalarla konuşabileceğimizi bile bile bir kaç kelime olsun öğrenmeliyiz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder