Dergi kapağındaki haritaya bakdığımda benimle çok ilgili, bir o kadar da ilgisiz bir şeye baktığımı hissetmiştim.. Sürekli didişsek de pek sevdiğimiz, üzerine titrediğimiz, kırışıklıklarını ütüleyelim derken yılları tükettiğimiz küçük hayatlarımız bu haritaların neresindeydi?.. Mutlu muyuz? Mutsuz muyuz? Sağlığımız yerinde mi? İşimiz var mı? Çalışıyor muyuz? Ödeniyor mu taksitler ? Yoksa bir dilim ekmeğe muhtaç mıyız? Çöpleri mi karıştırıyoruz? Sokakta mı uyuyoruz? Aşık mıyız? Terk mi edildik? Bunadık mı? Kaza mı geçirdik? Sakat mı kaldık? Bir anlam katmak için kendimizle didişip dururken neresindeyiz bu haritaların? Yüzlerimiz yok.. Gölgelerimiz yok.. Haritalarda görünmeyen tek şey biziz.. Biz yokuz bu haritalarda.. Çünkü biz değişken faktörüz.. Bir süreliğine buradayız.. Bu süre de bizden - ve sevdiklerimizden başka - kimsenin umrunda değil..
1919'da Paris'de Osmanlı Devleti'nin bölünme planlarının görüldüğü haritalarda da kimseyi göremedim.. Oysa birileri yaşıyordu bu topraklar da değil mi? Savaş görmüş, çoğu yoksul insanlar da "ya-şı-yor"lardı değil mi? Hani nerdeler?
The Atlantic'deki makaleyi kaleme alan Jeffrey Goldberg Orta Doğu haritasının önümüzdeki on (kaldı sekiz) veya elli sene içinde değişeceği yönünde bir spekülasyonda bulunuyor.. Yönetim şekillerinin değişip farklı güç odaklarının belirginleşmesi, etnik ve dini farklılıkların kimi ülke sınırlarını küçülteceği, kimini büyüteceği öngörüsünde bulunuyor..
Biraz araştırınca bu konudaki ilk haritanın bu olmadığı ortaya çıkıyor..The Atlantic'in kapağına bir daha bakmak istedim.. Bunu internette yapmak şu an kütüphaneden dergiyi bulmaktan daha kolay.. Harita seven bir dünyalının blogunda aşağıdaki harita karşıma çıktı.. Armed Forces Journal'ın Haziran 2006 sayısında Ralph Peters, Orta Doğu'yu aşağıdaki gibi çiziyor.. Daha doğrusu "yeniden çiziyor"..
Makalede, iki harita çizerinin (Goldberg ve Peters) fikir alış verişlerine de yer verilmiş.. Burada Peter'a haritayı nasıl çizdiği sorulduğunda şöyle diyor, "Çizim bölümü bana boş bir harita verdi.. Bir kalem aldım ve çizmeye başladım.. Sonunda bir şey şekillendi.. Derken bu taraftan 50 mil olsun, bu sınırı şöyle çek gibi şeyler söylendi.. Oysa kalemin çizgisinin genişliği bile 200 mil.. "
Haritalara bakın.. O dönemde yaşayan insanları düşünün.. Nasıl bir hayat sürdüler? Ne gibi dertleri vardı? Peki ya bizler nasıl bir hayat sürüyoruz? Ne gibi dertlerimiz var? Görebiliyor musunuz?
Haritaların alıntılandığı blog: http://blog.cartophilia.com/2008_03_01_archive.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder