Bu Blogda Ara

11 Ekim 2010 Pazartesi

Aruoba'yla kanon..

Sen mezarım olsaydın
mışıl mışıl uyurdum
içinde.. 
(oruç aruoba)
 
iki ucunu birbirine bağladığım ipi parmaklarımın arasından geçirip duruyorum.
Eğip, büküp parmaklarımı
Birbiri içinden çıkan şekillerden yeni dünyalar kuruyorum..

bir iple neler yapılmaz ki?..
uçurtma da uçurulur, adam da asılır..

bir iple..
              neler..  
                               yapılmaz ki?..

Aşkı bir yerime bağlamak mümkün olsaydı, ayak bileğime bağlardım seni..
düğümlemeden bırakır, uygun adım devam ederdim hayata..






Aşk: kendi kendimize..
Birbirimize..
Kendiliğindenliğimizde..
Aşk; huzurlu bir uyku olduğumuz için birbirimize..
(ba.)




Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- -
O, işte...  
(oruç aruoba )

Aşkın hayatımdan çıkıp gitmesi için aşk ile arama mesafe koydum..
Mesafe özlemi doğurduğunda, beni tüketerek büyümesinden korktum..
aşk bir ahtapot gibi vantuzlarını ruhuma geçirdiğinde
sağ kalabilmenin tek yolu, zorluklara birlikte atılmaktı.
tutup bir ucundan ruhumun,  kayalıklarına vurmaya başladı beni..

 kayalıklara vurduk..
 acıdı canım..
        
vurduk..
            tutundu bana.. 
  
                vurduk.. 
                 sarsıldık epey..

                        vurduk..
                         tuzla, kayayla, denizle sarmaş dolaştık..

                         (ba.)
                                       






Özlediğin, gidip göremediğindir;


ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen  (oruç aruoba)







bu elimde tuttuklarım seni hatırladığım anlarım..
o kırmızılı küpeyi Venedik’in  daracık sokaklarından birinden aldım..
olan biten midemde koca bir taş gibi oturup,
                            zaman içinde
               ..geriye

..geriye


..geriye doğru

yürüyüp durduğum günleri
suya batan bir şehirde eritmeye çalışırken..
ve gözbebeklerinde gördüğüm çocuklarım, birer birer                  
                            ..ölürlerken..

                                        
artık o kadar sessiz ki her yer..
şu kiremit parçası ilk kalp kırıklığımın bilmem kaçıncı ayında
savruk rüzgarların itelediği ören yerlerinden birinden kalma.. 
zamanın girdabında kaybolmamak için
nekropollerin çoktan susmuş taşlarına tutunup
kaybettiğim ruhlarla dertleşip,
kabuk bağlatırken ruhuma ben..
                                       
   ..sessizlikten..

başka bir kabuğa büründü bedenim..
sensizlikten kendini teşekkül eden..

(ba.)












1 yorum: